Kural olarak, elektrikli aletler uzun bir ömre sahiptir. Büyük aletler genellikle on ilâ on iki yıl arasında verimli bir hizmet ömrü sunarlar; küçükler içinse bu süre biraz daha kısadır. Çamaşır yıkama ya da kurutma makineniz normal ömrünü doldurmadan arızalanacak olursa umutsuzluğa kapılmanız gerekmez.
Kural bir: Aletin fişini çekin ve kullanma kılavuzuna bakın. Aksaklık genellikle küçük bir şeyden kaynaklanıyordur.
Sorun kullanma kılavuzuna bakılarak çözülemiyorsa, hasar ciddi olabilir. Bu noktada bir uzmanı çağırmak gerekir. Uzman, onarılması pek de ucuza mal olmayacak bir hasar saptarsa, şu kararın verilmesi gerekecektir: onarım mı yoksa yeni bir alet satın almak mı?
500 TL’yi aşıyorsa hayır
Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı ya da derin dondurucu gibi büyük aletler (özellikle eski olanlar) söz konusu ise, onarımın, maliyetine katlanmaya değmesi için 500 TL’yi aşmaması gerekir. Maliyet daha yüksekse, özellikle başka avantajları da olacağından, yeni bir alet satın alınması düşünülmelidir.
Bu durumda, yenisini almanın getireceği fark edilebilir olumlu sonuçlardan biri, bu yeni aletin büyük olasılıkla daha az enerji tüketecek olmasıdır. Eski modellere göre yüzde 40’a varan oranlarda tasarruf olasılığı söz konusudur.
Mikser, ütü, elektrikli ekmek bıçağı gibi daha küçük aletler için onarım pek önerilmez, çünkü bunun için harcanacak emek kesinlikle çok fazladır ve yeni bir aleti satın alma maliyetiyle orantılı değildir.
Eski elektrikli aletleri kullanırken dikkatli olmalı
Gün geçmiyor ki eski veya kötü döşenmiş elektrik devreleri yüzünden yangın çıktığı duyulmasın. Özellikle eski evlerde devreler çoğu kez, ciddi tehlikeler taşıyacak derecede ihmal edilmiş durumda. Uzmanlar bu nedenle tüm elektrikli aletlerin ve tesisatların on yılda bir “checkup”tan geçirilmesini salık veriyorlar.
Sigortalar hasarı önler
Evdeki elektrikli aletlerin önemli bir kısmı aynı anda çalıştırıldığında bazen elektrik kesilebilir. Bu gibi durumlarda ne olduğunu anlamak için öncelikle sigorta kutusuna bir göz atmak gerekir. Muhtemelen, sigortalardan biri atmış ve elektriği kesmiş olabilir.
Büyük olasılıkla, ya devrelerden biri aşırı yüklenmiştir ya da aletlerden biri bozuktur. Ancak kesin olan bir şey vardır: Sigorta elektriği hemen kesmeseydi, sonuçta elektrikli aletlerde ciddi bir hasar oluşacak - hatta yangın çıkacaktı.
İyi bir dağıtım işin yarısıdır
Müstakil bir eve ya da bir apartman dairesine birden çok elektrik devresi döşenmesi, devrelere binen yükün olabildiğince eşit dağıtılmasını sağlar. Böylece, bir devre tüm odalardaki lamba ve prizleri beslerken, diğer bir devre, soba, çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi gibi yüksek güç tüketen büyük aletlerle (her aletin bağlanmış yük değerinin 2.000 wattın üzerinde olması kaydıyla) ilgilenir.
Kural olarak, bir güç devresi toplam 3.680 watt düzeyinde bir elektrik gücüne dayanabilir. Uzmanlar, değeri hesaplamak için bir formül kullanırlar: Önce, amper (A) cinsinden ölçülen akımı belirlerler: 10 A ya da 16 A. Bu değer, 230 voltluk (V) olağan ev şebeke gerilimiyle çarpılır. Sonuç maksimum elektrik gücünü verir: Örneğin: 16 amper x 230 volt, her elektrik devresi başına 3.680 watta eşittir.
Kahvaltı yapmak bile devrenin aşırı yüklenmesine neden olabilir
Bu arada, 3.680 watt değerine, yarı büyüklükte bir kahvaltı hazırlarken bile ulaşılabilir. Ekmek kızartıcıları ortalama 900 watt’a çalışmaktadır. Yumurta makinesi, buzdolabı ve meyve preslerinin aynı anda çalışmaları durumunda çekilecek güç buna yakın bir değere çıkabilir. Yüksek performanslı bir elektrikli su ısıtıcısı 1.900 watt’a kadar bir güç düzeyine erişmektedir. Her aletin üzerindeki bilgi etiketinde, bağlanmış yük değeri belirtilmiştir.
Her elektrik devresi, elektrik akımını koruyan bir sigorta ile donatılmıştır. Ek bir standart, toprak kaçak akımı devre kesicileri (GFI) olarak bilinen çok duyarlı aygıtların kullanılması olabilir. En küçük bir yalıtım kaçağında bile bu aygıtlar devreyi keserek, olabilecek en yüksek korumayı sağlarlar.
Normal durumlarda, atmış bir otomatik sigortanın anahtarını kendinizin açmasında bir tehlike yoktur; ancak, mühürlü ana sigorta hasar görmüşse elektrikçi çağırmanız gerekir.
Yeni teknolojiler: Elektriği depolamak - ama nasıl?
Hidroelektrik santralları, güneş santralları ve rüzgâr çiftliklerinin hepsinin bir ortak yönü vardır: hava koşulları elverişli olduğunda enerji sağlarlar - kendilerinden ne beklendiğiyle ilgilenmezler. Bu nedenle, enerjinin depolanması, onu üretmek kadar önemlidir.
Fosil yakıt kaynakları gittikçe azalırken, pahalılaşırken ve ekolojik olmaktan uzaklaşırken enerji tüketimi sürekli artıyor. Bu nedenle, geleceğin enerji karışımı için, hidroelektriğe ek olarak, yenilenebilir enerjiler her geçen gün daha büyük önem kazanmakta. Burada aşılması gereken başlıca sorun, güneş ve rüzgâr gücünden enerji üretiminin hava koşullarına bağlı olduğu ve ancak minimal bir ölçüde planlanabildiği gerçeğidir. Aksaksız bir enerji temininin garanti edilebilmesi, bu nedenle, yüksek performanslı depolama teknolojilerini gerektirecektir. En küçük ölçekli enerji sistemleri olan piller, ya da, daha doğru bir deyişle, doldurulabilir piller, ulaşabilecekleri en üst teknoloji düzeyine çoktan ulaşmış durumda; daha büyük elektrik miktarları için, mevcut teknolojiler gittikçe daha iyileştirilmekte ve yeni teknolojiler test edilmekte.
Rezervuarlar ve basınçlı hava depolama sistemleri
Avusturya’da enerji fazlası genellikle, depolama amaçlı pompalı enerji santrallarında depolanır. Buralarda, pompalanan su yüksek kotlu rezervuarlara gönderilir; enerji üretmek için, gereken miktarda su yamaçtan türbinlere akıtılır. Ani akım gerektiğinde hızla başvurulabilecek enerjiyi saklamanın diğer bir yolu da depolama amaçlı basınçlı havalı enerji santrallarıdır. Elektrik fazlası varsa, bir kompresör yardımıyla bir yeraltı mağarasının içine hava basılır. Enerji talebi arttığında, depolanan bu basınçlı hava, bir jeneratörü çalıştıran gaz türbinine gönderilir. Ancak, basınçlı havalı enerji santrallarında enerji üretimi görece karmaşık bir iştir; bugüne kadar tüm dünyada kurulmuş yalnızca iki sistem vardır. İlki 1978 yılında Almanya Huntorf’ta, ikincisi ise 1990’ların başında, ABD’nin Alabama eyaletinde hizmete girmiştir. Son birkaç aydır, Fraunhofer Enstitüsü’ndeki bilimciler, basınçlı havalı depolama prosedürünü basitleştirmek için çalışmaktalar. Araştırma projesinin hedefi, performans dalgalanmalarını dengelemek için doğrudan doğruya rüzgâr çiftlikleri tarafından kullanılabilecek olan dağınık minyatür basınçlı hava depolama sistemlerinin oluşturulmasıdır.
Tuhaf çözüm yaklaşımları
Yenilenebilir enerji kaynakları için optimum depolama teknolojileri araştırılırken, ilk bakışta tuhaf görünebilen bazı çözümler ortaya çıkmış bulunuyor. Örneğin, Kaliforniya şirketi SolarReserve, güneş enerjisini tuz kullanarak depolamak için bir prosedür geliştirmiş durumda. Dev reflektörlerden yansıyan güneş ışığı tuzu eritir; oluşan tuzlu çözelti, yalıtılmış bir tank içinde depolanır ve gerektiğinde bir ısı değiştiricisinin (ısı eşanjörü) içine pompalanır. Isı değiştiricisi de su buharı ile bir türbini çalıştırmak suretiyle elektrik üretir.
Yakın gelecekte pazarda daha birçok farklı enerji depolama olanağının da birbiri ardına ortaya çıkacağını ve kendine yer edineceğini rahatlıkla bekleyebiliriz.
Pil performansının korunması
İnternet’te gezinme, metin mesajları gönderme ve telefonlaşma: birçok kullanıcı için cep telefonu ve defter tipi bilgisayarlar yanlarından ayıramayacakları arkadaşları haline gelmiştir. O yüzden, bu ne iş olsa yapan çoklu ortam bücürlerinin, en gerekli oldukları anda sıfırı tüketmeleri gerçekten can sıkar.
Doldurulabilir bir pilin performans kapasitesi için en önemli nokta, doğru kullanılmasıdır. Bu piller aşırı soğuk ve sıcaktan korunmalıdır. Cep telefonunuzu ya da defter tipi bilgisayarınızı bir kış gecesinde sabaha kadar aracınızın içinde bırakırsanız, doldurulabilir pilin zarar görmesine neden olan “soğuk ısırmaları” oluşabilir.
Yaz aylarında ise şunu unutmayın: 50°C ve üzerindeki sıcaklıklar doldurulabilir pilin ana malzemesi üzerinde kalıcı hasara yol açar. Çıplak güneş ışığına maruz kalan veya park etmiş bir araç içinde bırakılan cep telefonları ve defter bilgisayarlar hızla bu sıcaklığa kadar ısınabilmektedir. Kış aylarında, cep telefonunuzun vücut ısınızdan yararlanmasına, defter bilgisayarınızın ise radyatörlerden gelen ısıya doğrudan maruz kalmamasına dikkat etmelisiniz.
Doldurma: Bu kadar basit
Boşalan pilleri gerektiği gibi doldurursanız, günümüzde en yaygın teknoloji olan lityum iyon bir pilin kapasitesini önemli ölçüde artırabilirsiniz. Eski modellerin, ekranda pilin dolduğu bilgisi çıktıktan sonra bir veya iki saat daha prize “takılı” bırakılması gerekir. Birçok eski cep telefonu ve dizüstü bilgisayar, gerçekte yalnızca üçte ikisi dolmuş olduğu halde pillerinin tam olarak dolduğunu “düşünür”. Ancak, pilin doldurulmadan önce mümkün olabilen en geniş ölçüde boşalmasının beklenmesi gerektiği de yaygın bir yanılgıdır.
Pilin bu şekilde boşalmasının beklenmesi yalnızca ilk birkaç doldurma işlemi için salık verilir. Daha sonra, pilinizi %40’ın altına düşecek kadar boşaltmaktan bile kaçınmanız gerekir, çünkü bu durum, elektrotlarda geri döndürülemez reaksiyonlar başlatarak kalıcı kapasite kayıplarına yol açabilir. Birçok kişinin bilmediği şey şudur: Cep telefonları veya dizüstü bilgisayarlar uzun süre kullanılmadığında, örneğin yolculuğa çıktığınızda, pilin yarı dolu olması gerekir. Aksi halde, pil kapasitesi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler doğurabilen “aşırı boşalma” gerçekleşebilir. Aygıtı yeniden kullanmadan önce pili tamamen doldurduğunuzdan emin olun.
Masaüstü bilgisayar olarak kullanılan dizüstü bilgisayarlar
Dizüstü bilgisayarınızı bir masaüstü bilgisayar olarak kullanmak eğilimindeyseniz bunu, pil, şebekeye bağlı olmadan yapmalısınız. İdeal yöntem, pilin tamamen doldurulması, sonra aygıttan çıkarılarak serin bir yerde saklanmasıdır. Defter bilgisayarın, pili sürekli şebekeye bağlı olarak kullanılması pilin kapasitesini düşürecektir. Pili her zaman %100 dolu durumda tutmak yük ve performans kapasitesini zayıflatır.
Doldurulabilir piller yerine minyatür enerji santralları
Yakıt hücrelerinde, hidrojen, elektriğe çevrilir. Bu teknoloji her ne kadar geniş bir potansiyele sahipse de bugün için hâlâ başlangıç sorunlarıyla uğraşmakta.
"Şirket yakıt hücreleri alanında büyük bir gelişme olduğunu açıkladı.” Yıllardır uluslararası haber ajansları devamlı şekilde bunun gibi rahatlatıcı duyurular yayımlıyor. Geçtiğimiz aylarda, kendileri için yakıt hücreleri konusunda “büyük gelişmenin” yaşandığını ileri sürenler özellikle otomotiv endüstrisi ile, cep telefonu ve dizüstü bilgisayar üreticileri olmuştu. Yakıt hücrelerinin bir enerji kaynağı olarak yayılma hızının hâlâ görece çok düşük olması bir dizi farklı nedene bağlanabilir. Ve bu durum yakında değişebilecek.
Yaklaşık 20 yıldır, pek çok otomobil firması benzin ya da mazot yerine hidrojen kullanan otomobiller geliştirmeye yönelik bir takım yatırımlar yapıyor. Motor kaputunun altındaki yakıt hücrelerinde hidrojen elektriğe çevrilmekte, bu elektrik de aracın elektrik motorunu beslemekte. Ancak, hâlâ çözülmesi gereken bazı sorunlar bulunuyor, örneğin ısı çıkışı. Çevre dostu ve hesaplı bir üretimde tüm yakıt hücresi uygulamalarını etkileyen diğer çözülememiş sorunların ve hidrojenin taşınması ve depolanması konusundaki güçlüklerin aşılması gerekiyor.
Buna rağmen, sınırlı sayıda olsa bile, bir dizi yakıt hücreli otomobilin şimdiden seri üretimi başlamış bulunmakta. Ancak, kitlesel kullanımı kolaylaştırmak için, geniş bir alana yayılmış hidrojen dolum istasyonlarının kurulması gerekmekte. Dizüstü bilgisayarlar, cep telefonları veya video kameralarında doldurulabilir pillere alternatif olabilecek yakıt hücreleri bu noktada daha uygulanabilir görünüyor. Avantajlar arasında daha uzun çalışma süreleri, dahası, metanolle yapılacak bir “doldurma” işleminin elektrik prizlerinden uzak yerlerde bile olanaklı olması sayılabilir.
Bu arada, yakıt hücresi 1839 yılında, Gallerli fizikçi Sir William Robert Grove tarafından icat edildi. Grove, suyun hidrojen ve oksijene elektrolizi üzerine deneyler yaparken bu sürecin geri çevrilebildiğini de fark etti. Bu teknolojinin potansiyelinden, gerçekten, tümüyle tam olarak ne zaman yararlanılabileceğini ise (çok yakın bir) gelecek gösterecektir.
Güneş enerjisi gittikçe daha fazla ilgi çekmekte
Yükselen fosil yakıt fiyatları güneş enerjisini daha çekici kılmakta - yeni fotovoltaik teknolojiler bina cephelerini küçük enerji santrallarına dönüştürmekte ve güneş enerjisinin kullanılmasına yönelik yeni büyük enerji santralları yeni eğilimi oluşturmakta.
Enerji uzmanları ve eğilim araştırmacılarının tavsiyesi: Bugün bir ev inşa ediyorsanız, pürüzsüz, düz bir dış sıva uygulamalısınız. Çünkü bu sayede, cephenin üzerine, daha sonra çok yorulmadan, esnek bir saydam folyoya benzeyen bir holografik fotovoltaik kaplama çekmeniz mümkün olacaktır.
Ve, yine uzmanlara göre, güneş pillerinin daha bugünden tezgâhlara çıkması gibi, bu gerecin de on yıl gibi kısa bir sürede yaygınlaşacağı tahmin edilmektedir.
Bu arada, güneş enerjisi kullanımı, sonbahar ve kış aylarında da kendini amorti etmekte: kışın ortalama bir günde güneş dünyaya ışınlarını aynı yeğinlikte (1.000 watt/m²) gönderir, yalnızca gündüzler daha kısa sürer. Bulutlu günlerde ise şu durum geçerlidir: güneş enerjisi santralları “dağınık” güneş ışınlarını da, yani bulutların yansıttığı ışınları da, enerjiye çevirebilir. Bu nedenle, bir ısıl güneş santralı, bulutlu bir günde, güneşli bir gündeki ışımanın yüzde 25’ine varan oranda ışın toplayarak bunu sıcak su üretiminde kullanabilmekte, ve sonuçta enerji maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayabilmektedir.
Lambayı kapatmak DOĞRU MU?!
Ancak, ışıkları kısa bir süre için söndürmeye değip değmeyeceği, kapatılmış lambayı tekrar açmanın daha çok elektrik harcayıp harcamayacağı veya ampullerin sık sık yakılıp söndürülmesinin ampul ömrünü kısaltıp kısaltmayacağı sorusu sürekli karşımıza çıkar.
Enerji tasarruflu lamba kullanmak
Enerji tasarruflu veya flüoresan lambaları çok sık açıp kapatmaktan kaçınılmasının öğütlenmesi, aşırı elektrik maliyetinden değil, daha çok, bunun lamba ömrünü kısaltmasından dolayıdır. Ancak, burada da iyileştirmeler yapılmıştır: Daha sık açıp kapamanın söz konusu olduğu süreçler için farklı enerji tasarruflu lambalar geliştirilmiştir. Bu lambalar anahtarın etkisine çok dirençlidir ve özellikle, koridorlar, merdivenler ve, yalnızca kısa sürelerle yakılıp söndürüldükleri, tuvalet, yüklük, kiler gibi mekânların aydınlatılmasına uygundur.
Lambaların açılıp kapatılmasında dikkat edilmesi gereken değerler
Anahtar etkisine dayanıklı olmayan enerji tasarruflu lambalar kullanıyorsanız (ki bunların fiyatları doğal olarak daha düşüktür), şu değerlere dikkat etmelisiniz: Lambanın açılıp kapatılması arasında en az iki dakika geçmelidir; hatta, lamba en az altı dakika açık kalmalıdır.
Pillerinizi dikkatli seçin!
CD çalar, dijital kamera gibi aygıtlar ve yüzlerce oyuncak çeşidi pilsiz çalışmamaktadır. Ancak, pil alırken, tercihiniz, üzerlerinde yazılı Longlife (uzun ömür), Energy (enerji), Power (güç), Super (üstün özellik) gibi sloganlardan etkilenmemelidir. Bunlar çoğunlukla pazarlama taktiği olarak kullanılmaktadır. Pil tipi çok daha önemlidir.
İki farklı teknoloji mevcuttur: çinko karbon ve alkalin. Çinko karbon pilleri satın almayın. Bu pillerin üretiminde kullanılan teknoloji eskimiştir. Fiyatları daha düşüktür ama ödenen paranın karşılığını vermezler. Bu durum zayıf performanslarından açıkça görülür. Bu piller “R6” veya “R6P” işaretini taşımaktadır.
Alkalin pillerin üzerinde “LR6” kısaltması yer alır. Bu piller daha uzun ömürlüdür ve çok daha yüksek performansları sayesinde, yüksek fiyatlarını kolayca amorti ederler.
Alkalin pil alırken, mutlaka tanınmış bir markaya yönelmeni gerekmez. Kullanılan üretim yöntemleri, markalı ürünlerle “markasızlar” arasında performans bakımından çok az hatta sıfır fark bulunacak şekilde geliştirilmiştir.
Doldurulabilir pil mi, tek kullanımlık pil mi?
Kullanılacakları aygıt tipine bağlı olarak, tek kullanımlık pil yerine doldurulabilir pil kullanılması da düşünülmelidir. Bu, özellikle, sık kullanılan ve çok elektrik tüketen oyunlar veya radyolar için geçerlidir.
Böylece büyük para tasarrufu sağlanabilir. Bu nikel-metal hibrit piller pahalıdır ama uzun süre kullanıldıklarında çok daha hesaplı oldukları kanıtlanmıştır.
Bununla birlikte, küçük miktarda elektrik tüketen aygıtlar (uzaktan kumanda, kablosuz fare veya klavye, flaş, vb.) için tek kullanımlık piller kullanılmalıdır.